Bugun...
SON DAKİKA

Engellilik Suiistimaline Dair: Engelliliğin Farkında Değiliz!

 Tarih: 22-01-2018 11:01:00  -   Güncelleme: 22-01-2018 21:09:00
Sefa BURAN

Yıllar önce Hande Yener’e hayatında birinin olup olmaması ile ilgili yöneltilen bir soruya Hande Yener “Kör müyüm, Sakat mıyım, topal mıyım?” şeklinde akıllara zarar bir cevapla açıklamıştı sevgilisinin olduğunu… Hatta bir dönem Milliyet Yazarı Ali Eyüpoğlu da bu durumu dile getiren engelli yazar Aliye Yücel'in Engeloji kitabından yaptığı alıntıyı köşesine taşımıştı. 

 

Hande Yener belki tanınan bir yüz olması dolayısıyla bir tık daha ağır oldu bu zaten ağır olan iğrenç benzetme… Fakat zaman geçti, ne Hande Yener’ler tükendi, ne de bunların kokuşmuş zihniyetinin mirasyedileri…

 

Özellikle sosyal medyada ya da sokakta yani hemen her yerde espri yaptığını düşünen ÖZÜRLÜ kafaların “aaa yazık sakat galiba, spastik misin lan” gibi iğrenç iğnelemelerden tutun da, “Her kurtlu baklanın bir Kör alıcısı olur”lara varan, yeni doğacak çocuğun cinsiyeti sorulduğunda, “aman canım cinsiyeti önemli değil, eli ayağı düzgün olsun”larla boyut değiştiren bu bilinçaltı yerleştirme oyunları ne yazık ki devam ediyor ve korkarız ki edecek.

 

“aaa yazık sakat galiba…”lar ile devam eden sosyal medya klavye konuşturucuları hatırlayacaksınız geçtiğimiz ay Antalya Üniversitesi öğrencisi bir kızın ÖZÜRLÜ hareketleri ile de fiiliyat bulmuş, Adana’da dolmuşta engelli genci tekme tokat döven aşağılaşmış güruh ile de bu iğrençlikler silsilesi nirvanaya ulaşmış oldu.

 

Sevgili Engelli Dostlar…

Toplumun bu vurdumduymaz haline sizler, bizler de bu ateşi körüklüyoruz. Kabuğunuza çekilmiş, herşeyden el etek çekmiş bir yaşam engellileri toplum nezdinde pasifleştirecek ve engellilere bakışı kötüleştirecektir. Evet, ayağımızdaki problem yürümemize engeldir, koşamayız fakat pek rahatlıkla oturduğumuz yerden ailemize, topluma ve vatana faydalı hizmetleri yapabiliriz. Örnek: Ampute Milli Takımı…

 

Gözlerimiz görmeyebilir fakat muhteşem çalışan beynimizle bu açığı kapatıp yine faydalı işler yapabiliriz. Örnek: Görme Engelli Ressam, Eşref Armağan

 

Kulaklarımız pek iyi duymayabilir, fakat çok güzel işler çıkarabiliriz yine… Neil Young, duymayan vardır belki ismini, Dünyaca ünlü Rock and Roll sanatçısı.

 

Engeline rağmen devlet kadrolarında çok aktif görevler üstlenmiş yüzlerce engellimiz var, topluma mal olmuş onlarca engelli yüzümüz var. Teknolojinin dünyayı evimize, yatağımıza getirdiği bir çağda, içine kapanmışlık, hayata küsmüşlük kimseye fayda getirmez.

 

Evet, sosyal yardımlar sosyal devletin temelidir. Fakat, sırf engelli olduğumuzdan saikle kendimizi devletin vereceği sosyal yardımlara mahkum kılmayalım. Evet yine sosyal devlet engelli istihdamını çözmeli fakat, kıymetli arkadaşlar takdir edersiniz ki devlet gücü de bir yere kadar. Özel sektörde çalışıp belli noktalara gelen binlerce engelli kardeşimiz var.

 

Bu ülkede engelli milletvekillerimiz var, engelli sanatçılarımız var…  Engelli yazarlarımız var. Yukarda Milliyet Yazarı Ali Eyüpoğlu’nun o dönemki yazısından bahsetmiştim. İşte o aynı yazıda kitabından alıntı yaptığı,  kendisi de engelli olan Aliye Yücel’in bir kitabından bahsediliyordu. Engeloji… Engelinize bakışınızı değiştirecek güzel bir çalışma… Mutlaka okuyun…

 

Unutmayın, ÇARESİZSENİZ, her daim ÇARE SİZSİNİZ…

 

Değerli Okurlar,

Daha doğmamış bir çocuğun hali ahvaliyle alakalı isteklerimizi sıralarken “eli ayağı düzgün olsun” şeklinde cümle ile ana rahminde tuttuğunuz evlatlarınızı, doğduğunda da engelli birini gördüğünde ÖCÜ gibi göstermeniz sonraki zamanlarda bu çocuğun engellilerle ilgili değişmez bir kötü algısı olacak, bir bakacağız Antalya’daki kız gibi engellilerle dalga geçen haberlerde görünecek ya da Adana’daki gibi ÖZÜRLÜLER gibi, engellilerin darp edildiğini içeren haberlerin başrolü olacaklar.

Bu şunun gibidir, siz anne baba sevgisini aşılamazsanız çocuğunuza, çocuğunuzun önünde anne babanıza hor davranırsanız, yarın o çocuk büyüdüğünde sizden gördüğünü size uygulayacaktır. Bu örnekler artırılabilir.

 

Şu da bir gerçek, gerek Antalya’daki engellilerle dalga geçen kız, gerekse de Adana’da engelli genci döven insan kılıklı canlılar… Bunlar sadece basına, sosyal medyaya yansıyan kadarı… Emin olun her gün onlarca, yüzlerce engelli gerek ailesinden, gerek toplumdan, gerek iş arkadaşından gerekse de amirlerinden bu tür aşağılama, yadırgama, hor görme ve mobinge maruz kalıyor.

 

Engellilik Üzerinden Mizah Yapılamaz...

 

Bir kişinin hassasiyeti başka kişinin özgürlüğü olamaz. Babası hayatta olmayan birine babasızlık üzerinden, sarışın olmasını sorun eden birine sarışınlık üzerinden, engelli birine engel üzerinden.... Bunlar artırılabilir epey. Birinin hassasiyeti üzerinden mizah yapamazsınız ve sonra da geçip mizahın konusu her şey olabilir diyemezsiniz. Hele bu konularda imtihan olmamışsan hiç diyemezsin. Bir ömrü geçin, bir saat tekerlekli sandalyeye oturmamışsanız, elindeki bastonla görmeye çalışmamışsanız parmaklarınız diliniz olup işaret diye bir dil kullanmamışsanız, mesela yağmur kokusundan mahrum kalmamışsanız sonbaharda, anlayamazsınız burundaki engeli, karın soğukluğunu güneşin sıcaklığını hissetme duyusundan geri kalmamışsanız, bilemezsiniz dokunmanın önemini, dışarda rengarenk bahar yaşanırken siz bu renkleri görmekten mahrum kalmamışsanız hayatınızda hiç, anlayamazsınız gözün kıymetini... Kuş cıvıltısı senin için bir anlam ifade etmeyebilir ama o sesi duymaktan da mahrum kalmamışsanız bunu da anlayamazsınız.

 

Kimsenin kendi elinde olmayan hassasiyetleri sizin mizah konunuz olamaz. Sizin yazdıklarınızla, söylediklerinizle bir gönül kırılıyorsa siz bununla eğlenemezsiniz. Sizin özgürlüğünüz, başkasının hayatı ile sınırlıdır.

 

Dipnotlar:

Engel: Vücudunda herhangi bir uzvun eksikliği ya da tam çalışmamasına bağlı durumdur.

Özür: Defo, kusur gibi anlamlara gelir, ki bu bağlamda ÖZÜRLÜ: defolu mal demektir.

 

Dipnot’a bir dipnot daha açacak olursak, Türk Dil Kurumunun sitesinde bir arama yaptığınızda “Özürlü” ibaresinin altında “defolu, kusuru olan” ifadesi varken, yine aynı bölümde ÖZÜRLÜ ifadesinin bir anlamınında ENGELLİ olarak tanımlanması akla zarar bir durumdur. Bu saikle, Devletimizin bu güzide kurumunun başındaki ÖZÜRLÜ insanların bir an önce bu durumu düzeltmesi toplum yararına olacak, vicdanlarda kalıcı iz bırakmayacaktır.

 

UZUVLARDAKİ EKSİKLİĞİN ADI ENGEL’DİR. EKSİKLİK KALBE VE VİCDANA SIÇRAMIŞSA BU ÖZÜR HALİNİ ALMIŞTIR. VE… ÖZÜRLÜ, DEFOLU MAL DEMEKTİR.

 

Esen kalın…

 

(Yazının ilk yayımında Aliye Yücel'in kitabından yapılan alıntı Ali Eyüpoğlu'na ait gibi aksettirilmişti. Gerekli düzeltme yapılmıştır.) 

  Bu yazı 1419 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI